Narsisistik

Narsisistik Kişilik Bozukluğu mu? (Hayır, Ben Mükemmelim!)

Narsisizm ile savaşma derneği açsalar yeridir sanırım. Her yerde, her koşulda, her biçimde mutlaka her insanın hayatında bir narsist vardır ve mutlaka bir narsist tarafından önce göklere çıkarılıp sonra da yerin dibine sokulmuştur bir insan. Tabi adı halk arasında narsisizm olarak değil genelde “kendini beğenmiş, burnu havada” gibi tamlamalarla anılırken, eğer yaşadığınız bir aşk ilişkisi ise “Allah belasını versin!” e kadar uzayabilir. İnsanlara ilk bakışta karizmatiklik, çekicilik, hayranlık gibi duygular uyandıran narsistlerin muhteşem bir çekim gücü vardır. Öyle ki siz farkına bile varmadan sizi çekim alanına sürükler ve bir bakmışsınız her şeyinizle tutkuyla ona bağlı biri haline gelmişsiniz. Peki aslında olan nedir? Bunu bilinçli mi yapar yoksa o da kendi bilinçdışı gücünün esiri midir?

Bu kişiler küçük yaşlarda ayrışma sağlayamamış, bu sebeple herkesi kendisinin bir parçası ve kendisine hizmet etmesi gereken kişiler olarak görmektedir. Erken çocukluk döneminde gayet normal olan bu süreç anne-babanın tutumu ile sona ermesi gerekirken Narsisistik kişilik bozukluğu olan bireylerde anne-babanın da çocuğun bu tutumunu destekleyici, çocuğun gerçek dünyanın düş kırıklıkları ile sağlıklı bir şekilde yüzleşmesini engelleyici tavırları yatmaktadır. Bir diğer yandan utanç duygusu narsistik tutumun temel duygusudur. Küçük yaşlarda utanç duygusu ile baş başa bırakılan ve bu duygu ile baş etme sürecinde ebeveynlerden destek görmeyen çocuklar çözüm yollarını kendi hayal dünyalarında, kendilerini diğer insanlardan üstün, mükemmel, kahraman, başarılı bireyler olarak hayal etmeye başlarlar. Bu bir çeşit savunma mekanizmasıdır ancak narsisistik kişilik bozukluğu olan bireylerde bu artık bir kişilik yapısı olarak kalmıştır. Yetişkinlik dönemlerinde de kendi olumsuz yönleri ile utanç duygusu ile baş etmek için sürekli bir mükemmel olma çabası içerisine girerler. Hayatlarının en az bir alanlarında gerçekten de başarılı bireylerdir.

Özel ve eşsiz birisi olduklarına, özel kişilerle arkadaşlıklar etmesi gerektiğine inanırlar. İlk başta sizin ona göre iyi olan bir özelliğinizi alır ve sizi yüceltmeye başlarlar. Bu fiziksel özelliğiniz, işiniz, ses tonunuz bile olabilir. Onlara göre başarılı olduğunuz yönünüzü alır ve olumsuz bütün özelliklerinizi görmezden gelerek sizi yüceltmeye, övmeye başlar. Aslında burada övdükleri kişi siz değil, sizin ile arkadaş, sevgili olduğu için kendisidir. Siz ne kadar mükemmel iseniz o da o kadar mükemmel birisidir. Ancak günün birinde artık olumsuz yönlerinizi görecek ya da sizi kendisine rakip olarak görüp kıskanmaya başlayacaktır. İşte asıl o zaman madalyonun diğer yüzü ortaya çıkacak ve sizi göklere çıkaran kişi gidecek ve eleştiri yağmuruna tutmaya başlayan, aşağılayan bambaşka birisi gelecektir. Karşınızdaki insanı artık tanımanız mümkün değildir.

Narsisistik kişilik bozukluğu olan kişiler ilişkilerinde hep alıcıdır. Zaten sizin ona karşı bir beklentiye girmenizi hayretler içerisinde karşılar. Evet gerçekten şaşırırlar çünkü onun algısına göre herkes ona hizmet etmek için vardır. Sizin isteklerinizi anlayamaz ve bu konuda size yardımcı olamazlar. Empati yetenekleri gelişmediği için sorunlarınızı, duygularınızı anlamaları da güçtür. Onlara sorunlarınızı anlatmaya başladığınızda ve yardım talep ettiğinizde sizi bencillikle suçlayabilirler. Yüksek bir benlik algısı ile her şey sadece ona hizmet etmeli ve insanlar sadece onun çıkarları doğrultusunda hareket etmelidir.

Başkalarının başarıları eğer ona hizmet etmeyen bir konumda ise müthiş bir kıskançlık duygusu ile karşılanır. Ancak bu kıskançlık duygusunu “O beni kıskanıyor!” diyerek karşı tarafa yansıtırlar. Kendisinden daha başarılı kişileri değersizleştirme, aşağılama eğilimindedirler. Kendileri ise eleştiriye tamamen kapalıdır. Asla kabul etmezler ve çok sert geri dönüşler yapabilirler. Kendilerini algıladıkları o mükemmellik duygusunu hiç kimsenin bozmasına izin vermezler.

Onlar Ne Hisseder!

Aslında altta büyük bir boş benlik yatmaktadır. Derinlerde acı çeken, olumsuz duygular ile baş etmesi öğretilmemiş ve duygusal ihmal yaşamış yalnız bir çocuk vardır ve bu tutumlar, bu çocuğun hayat ile baş etmek üzerine ürettiği çözümlerdir. Kendilerini bu şekilde algılayamadıkları zaman yaşadıkları o hayal kırıklığı ile baş edemez ve umutsuzluğa, çaresizliğe kapılırlar. Genelde psikologlara bu tip şikayetlerle giderler ancak kendilerini iyi hissettikleri an psikolog ile bir yarışa girer ve psikologu aşağılama, ondan üstün olduğunu kanıtlama çabası içerisinde olurlar ve seansı bırakabilirler.

Narsisistik kişilik bozukluğu olan bireylerin tedavi süreçleri zordur ancak bunun en büyük sebebi kişinin hastalığı, kendisinde sorun olduğunu ve yüzleşmeye karşı olan kaçınmacı tutumudur. Bireysel psikoterapi, grup terapileri gibi yöntemlerle kişilere kendi algıları üzerinden farkındalık kazandırılabilir ve bu doğrultuda kişinin sosyal ve özel hayatında davranım şekilleri olumlu yönde değiştirilebilinir.